-seni ilk öptüğüm zamanı hatırlamazsın tabii.

Bir zafer kazanmış gibi, “Hatırlıyorum, çok iyi hatırlıyorum. Thames kıyısında, Kew Bahçeleri’ndeydi,” diyorum. 

“Ama hiçbir zaman bilmediğin bir şey varsa o da benim dikenler üzerine oturmuş olduğumdu; eteklerim sıyrılmıştı, bacaklarım delik deşik olmuştu, kıpırdasam daha fazla batıyordu. Orada Stoacılık para etmezdi işte. Bana dünyayı unutturmuş değildin, seni öpmek için büyük bir istek de duymuyordum, sana vereceğim öpücük daha çok önemliydi; bir anlaşma, bir bağlantı olacaktı bu. Duyduğum acı ne kadar kaba bir şeydi değil mi? Böyle bir anda bacaklarımı düşünemezdim. Duyduğum acıyı göstermemek yetmiyordu, acı duymamak gerekiyordu.” 


“sana vermeye kesin olarak kararlı olduğum bu öpücüğü almak için inat edip durduğun 20 dakikadan fazla; seni yalvarttığım bütün bu (çünkü bu öpücüğü kurallara uygun biçimde vermek istiyordum) süre boyunca hiç bir acı duymayacak hale girmiş bulunuyordum.Oysa tenim çok nazikir. Evet ayağa kalktığımız ana kadar hiçbir şey hissetmemiştim.

(jean-paul sartre - bulantı, sayfa;220-221)

Tuncay Şanlı Tottenham-Bolton maçında kalbi duran Fabrice Muamba için dua ederken.

Tuncay Şanlı Tottenham-Bolton maçında kalbi duran Fabrice Muamba için dua ederken.

dünyanın gelmiş geçmiş en büyük futbolcusu pele ve onun çükü.

şimdi burada aklımıza gelen tek soru, maradona bu konuda da pele ye rakip olacak mı? 

dünyanın gelmiş geçmiş en büyük futbolcusu pele ve onun çükü.

şimdi burada aklımıza gelen tek soru, maradona bu konuda da pele ye rakip olacak mı? 

my god, i haven’t been fucked like that since grade school.

my god, i haven’t been fucked like that since grade school.

Sana Tanrı hakkında bir iki sır vereyim. 
Tanrı seyretmeyi sever. O bir oyunbazdır. bir düşünsene, insana içgüdüler  verir. sana bu olağanüstü yetiyi verir, sonra ne yapar dersin? sırf  kendi eğlencesi için, kendi özel kozmik komedi fimi için tam zıttı  kurallar koyar. gelmiş geçmiş en büyük ahmak. bak, ama dokunma. dokun,  ama tatma. tat, ama yutma. ve sen sekip dururken, o ne yapar? hasta,  kahrolası kıçıyla güler! hasisin tekidir! sadisttir! görevi başında  bulunmayan bir derebeyidir! buna tapmak mı? asla!

Sana Tanrı hakkında bir iki sır vereyim.

Tanrı seyretmeyi sever. O bir oyunbazdır. bir düşünsene, insana içgüdüler verir. sana bu olağanüstü yetiyi verir, sonra ne yapar dersin? sırf kendi eğlencesi için, kendi özel kozmik komedi fimi için tam zıttı kurallar koyar. gelmiş geçmiş en büyük ahmak. bak, ama dokunma. dokun, ama tatma. tat, ama yutma. ve sen sekip dururken, o ne yapar? hasta, kahrolası kıçıyla güler! hasisin tekidir! sadisttir! görevi başında bulunmayan bir derebeyidir! buna tapmak mı? asla!

-I want to have your abortion.

-I want to have your abortion.


Mathilda: Leon, sanırım sana aşık oluyorum. Bu başıma ilk defa geliyor, biliyor musun?
Leon: Daha önce hiç aşık olmadıysan, bunun aşk olduğunu nerden biliyorsun?
Mathilda: Çünkü hissediyorum.
Leon: Nerede?
Mathilda: Karnımda. Sıcacık. Hep orada bir yumru olurdu. Ama şimdi geçti.

Mathilda: Leon, sanırım sana aşık oluyorum. Bu başıma ilk defa geliyor, biliyor musun?

Leon: Daha önce hiç aşık olmadıysan, bunun aşk olduğunu nerden biliyorsun?

Mathilda: Çünkü hissediyorum.

Leon: Nerede?

Mathilda: Karnımda. Sıcacık. Hep orada bir yumru olurdu. Ama şimdi geçti.

“Bu düşen bir toplumun hikayesi..Düşerken kendini  rahatlatmak için sürekli şunu tekrar edermiş: Buraya kadar her şey  yolunda. Buraya kadar her şey yolunda. Buraya kadar her şey yolunda… Önemli olan düşüş değil, yere çarpıştır.”   - LA HAİNE

“Bu düşen bir toplumun hikayesi..Düşerken kendini rahatlatmak için sürekli şunu tekrar edermiş: Buraya kadar her şey yolunda. Buraya kadar her şey yolunda. Buraya kadar her şey yolunda…
Önemli olan düşüş değil, yere çarpıştır.”   - LA HAİNE

orada o kararı vermemiş verememiş olmanın pişmanlığını…